Cem Avşar: “KOBİ’lerin Durumu Geçen Seneden Daha Kötü, Dış Ticaret Açığı 96 Milyar Dolara Ulaştı!”
CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar:
- 'Ticaret teşebbüsünün ve KOBİ'nin durumu geçen seneden daha kötü; 104 milyar liralık kısıtlı bütçeyle mevcut işletmeleri ayakta tutmak zor!”
- “Kayıt dışı ekonomiyle mücadeleye ayrılan pay yüzde 11’den yüzde 9,6’ya geriledi; 2008’den bu yana uygulanan 44 eylemlik planın kaçı tamamlandı, etki analizleri neden kamuoyundan gizleniyor?”
- “Büyük aktörler bilançolarındaki küçük cezalarla sıyrılırken, risk odaklı fiyat denetimleri KOBİ'nin ve küçük üreticinin tepesine ağır bir yük olarak biniyor.”
-“Ergene ve Çorlu’daki sanayi devleri ile tekstil sektörü daralıyor; yıllıklandırılmış dış ticaret açığı eksi 96 milyar dolara, 9 aylık dış ticaret açığı ise 71 milyar dolara ulaştı!”
- “Avrupa Birliği 2025 İlerleme Raporu’ndaki Gümrük Birliği ihlalleri yerinde sayıyor; Made in Europe düzenlemesinde Türkiye’nin stratejik sektörlerinin dışlanmaması için acilen adım atılmalı.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gerçekleştirilen Ticaret Bakanlığı’nın 2027 Yılı Bütçesi görüşmelerinde söz aldı. Bakanlığa ayrılan 104,2 milyar liralık bütçenin piyasadaki ekonomik sıkışıklığı çözmeye yetersiz olduğunu belirten Avşar; KOBİ'lerin ağırlaşan yüklerini, kayıt dışı ekonomiyle mücadeledeki gerilemeyi, tekstil sektöründeki daralmayı, dış ticaret açığındaki tırmanışı, AB Gümrük Birliği ve "Made in Europe" regülasyonlarındaki riskleri ile Kapıkule, İpsala ve Hamzabeyli sınır kapılarında tır şoförlerinin yaşadığı vize ve lojistik krizlerini Komisyon gündemine taşıdı.
Yeni işletme açmaktan ziyade mevcut işletmelerin ayakta tutulma zorunluluğu olduğuna dikkat çeken Avşar, "2008’den beri 44 eylem içeren 4 ayrı eylem planı uygulanmış ancak biz bunların etkisini ölçemiyoruz. Son eylem planlarının gerçekleşme oranlarına ulaşamıyoruz. Kayıt dışıyla ilgili eylem planlarının bakanlığınız kaçını tamamlamıştır. Analizleri neden kamuoyu ile paylaşılmıyor? İhracatın sürekli arttığını söylüyorsunuz ama Tekirdağ'da, Ergene'de, Çorlu'da dev fabrikalarımız var. Tekstil sektörü gün be gün daralıyor ve işten çıkarmalar var. Biz bunu istihdamın üzerinde ayrı bir işsizlik yükü olarak görüyoruz. Bu noktayla ilgili ihracatçımız da çok şikayetçi. Ara mal bağımlılığı ve Çin'den ithalatın yoğunluğu sorunları büyütüyor. Bunun çözümüne ilişkin bir plan var mı? Fiyat istikrarı, öngörülebilir düzenlemeler, bağımsız yargı, sözleşme güvenliği yatırım politikasının temelini oluşturma gibi konularda ön almalı” dedi.
CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar’ın Komisyonda gerçekleştirdiği konuşmanın tamamı şu şekildedir:
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan, kıymetli Bakanlık yetkilileri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum. 2027 bütçesinin hayırlı olmasını diliyorum Bakanlık için.
Yani genel bir değerlendirme yapmak gerekirse bütçe sunumuyla alakalı; tabii her sene biz, aşina olduğumuz üzere, bütçedeki ihracat-ithalat dengesindeki ihracat artışlarını, olumlu rakamları sizlerden duyuyoruz. Fakat işin bir tarafında da sürekli sahada olduğumuz için bizim —Bakanlık yetkililerinden de sahada olanlar vardır, iktidardan arkadaşlarımız da sahada— hissettiğimiz var. Yani bugün KOBİ'nin durumu, ticaret müteşebbisinin durumu geçen seneden daha kötü; geçen sene de evvelki seneden daha kötüydü.
Dolayısıyla bu istikrarlı bir şekilde hissedilen; vatandaştaki, ticaretteki, ticaret üzerinde hissedilen baskı hissedilen bir şekilde devam ediyor. Yani gerçekten, biz ne kadar burada rakam konuşursak konuşalım, şu an Türkiye'deki ekonomik sıkışıklıkla birlikte ticaretle alakalı gelinen tablo çok vahim ve ciddi. O yüzden bu bütçeyle de —yani Bakanlığınıza ayrılan bu kısıtlı bütçeyle de— ben kolay kolay toparlanacağını düşünmüyorum; çünkü ticaret demek destek demek, ticaret demek hibe demek. Yeni açılacak işletmeden çok mevcut işletmeyi ayakta tutma zorunluluğumuz var. Dolayısıyla hani bu bütçeyle —Sayın Mehmet Muş Başkan da Ticaret Bakanlığı yaptı— işiniz sizden öncekilerden daha zor; o yüzden o konuda kolaylıklar diliyorum.
“KAYIT DIŞI İLE MÜCADELE BÜTÇESİ DÜŞTÜ, ETKİ ANALİZLERİ NEDEN KAMUOYUNDAN GİZLENİYOR?”
Bütçe teklifini tabii kayıt dışı ekonomiyle mücadele, ticaretin düzenlenmesi, kolaylaştırılması, tüketicinin korunması, standardizasyon olmak üzere 3 ana temelde şekillendiriyorsunuz. 104 milyar 287 milyon —dediğim gibi— çok kısıtlı bir bütçe.
Kayıt dışı ekonomi devletten gizlenen, kayıtlara kısmen veya tamamen geçmeyen, dolayısıyla denetlenmeyen faaliyetlerle kaybolan kamu gelirleridir; gelişmiş ekonomilerde yüzde 15, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 30 olduğu tahmin ediliyor. Bu süreçte yeni bir pakt açıldı Türkiye'de kayıt dışı ekonomide; bir de fon skandalı çıkınca kayıt dışıda, yani başka bir olumsuz konuda ne yazık ki rekorlar kitabına bu anlamda girmiş olduk.
Sayın Bakan, değerli bürokratlar; burada, teklifte mücadeleye 10 milyar ayırmışsınız bu sene, yani yüzde 9,6'sı; 2026'da bu yüzde 11 civarındaydı. Yani burada bir iyileşme mi var kayıt dışıyla mücadelede? Çünkü ana program dediğimiz alanlardan birinin alanının ve şeyinin azaldığını görüyoruz burada. İşte performans göstergelerinde dedektör köpek sayısı, veri analist sayısı, ekipman sayısı gibi başarılardan söz edildiğini görüyoruz; oysa bunların hiçbiri kayıt dışılığın —siz de biliyorsunuz— asıl sonuçlarını ölçmüyor. Vergi gelirlerinin aşılması, vergi yükünün adaletsiz dağıtılması, haksız rekabet, ekonominin verimlilik kaybı ve güven eksikliğini gösteren sorunlar ıskalanmaya devam ediyor. Bu tabii sadece Ticaret Bakanlığı'nın başlı başına yapacağı bir şey değil; kurumlarla iş birliğinde çözülmesi gereken bir konu.
Şimdi, 2008'den bu yana 4 ayrı eylem planı uygulanmış bununla alakalı 44 eylem içeren. Biz etkisini ölçemiyoruz ama bunun; yani son eylem planının gerçekleşme oranlarına da ulaşamıyoruz. Bu 44 eylem planından, bu kayıt dışıyla alakalı, Bakanlığınız kaçını tamamlamıştır? İzleme ve değerlendirme raporları ile etki analizlerini niye kamuoyuyla paylaşmıyorsunuz? Çünkü eylem planı açıklanıyorsa kamuoyunun, bizlerin bunun sonuç ve performansını da görme gibi bir beklentimiz var.
“DENETİMLER KÜÇÜK ÜRETİCİNİN SIRTINA BİNİYOR, 30 EURO İTHALAT SINIRININ ETKİ ANALİZİ AÇIKLANSIN”
Bir başka konu: Bu risk odaklı denetim sisteminde bir büyük ticari aktörler var, bir de küçük üretici var. Şimdi bunların ayrımını aynı şeylerle mi yapıyorsunuz? Çünkü biz bu denetimlerde sahada gördüğümüz, bu denetimleri küçük üreticinin, KOBİ'nin sırtında daha fazla hissettiği; yani büyüklerden çok fazla bir şikâyet duymasak da —az önce sayın vekillerim de söyledi— onun bilançosunda ufak bir vergi gideri, ceza gideri olarak gözükse de küçük üreticiye, KOBİ'ye, orta ölçekli üreticiye bu ağır bir yük olarak tepesine bindiriliyor.
Fiyat denetimlerinde toplamda 3 milyar ceza olduğunu görüyoruz, bütçenizde de buna yer vermişsiniz. Bu tutarın da vatandaşın market faturasındaki artışın yanında ufak kaldığını görüyoruz; yani cezalar bu fiyatları düşürmüyorsa, düzenlemiyorsa caydırıcı değil mi diye de aklımıza geliyor. Tüketici dernekleri ayrıca raflarda bozuk karekod ve sıfır yazan alış fiyatlarıyla fiyat takibinin engellendiğini söylüyor; bu da ayrı bir konu.
Bir de bu konuya, dış ticaret konusuna girmeden önce, geçen sene getirdiğimiz, bizim de aslında itirazlarımız olan bu 30 euro sınırı vardı ithalatta; özellikle Temu şirketi başta olmak üzere. Bununla alakalı bir etki analiziniz var mı? Yani piyasaya olumlu anlamda faydası ne oldu, zararı ne oldu? Bunu da bilmek isteriz.
“ÇORLU VE ERGENE’DE SANAYİ DEVLERİ DARALIYOR, DIŞ TİCARET AÇIĞI 71 MİLYAR DOLARA ÇIKTI”
Tabii ihracat rakamlarını —başta bu eleştirimi yaptım— verdiniz; siz sürekli arttığını söylüyorsunuz fakat ihracatçının da hem kurdaki baskıdan dolayı hem daralan pazarlardan dolayı biz sıkıntı çektiğini biliyoruz. Ben Tekirdağ Milletvekiliyim; Tekirdağ'da, Ergene'de, Çorlu'da bizim çok büyük, dev fabrikalarımız var, sanayi kuruluşlarımız var. Siz de biliyorsunuz ki son iki üç senedir tekstil sektörü günbegün daralan bir sektör; tekstil sektörü günbegün daralma yaşıyor ve işten çıkarmalar var. Biz bunu istihdamın üzerinde ayrı bir işsizlik yükü olarak görüyoruz; yani bu noktayla alakalı ihracatçımız da çok şikâyetçi.
TÜİK verilerinde de gördüğümüz üzere, ocak-eylül döneminde dış ticaret açığı yüzde 5,7 artarak 67,2 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkmış; ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 74,9'dan yüzde 74,8'e gerilemiş. Bakanlığınızın verilerine göre, yıllıklandırılmış dış ticaret dengesi de eksi 96 milyar dolar. Yani bu ara mal bağımlılığı, Çin'deki bu ithalatın yoğun devam etmesi bu sıkıntıyı, sorunu sistematik bir şekilde devam ettirmekte. Bu tabloyu da tersine çevirecek bir eylem planı var mı Bakanlık çalışmasında? Çünkü bu kolay bir şey değil; bunlar beş senelik, on senelik programlar. Bununla alakalı da bilgi almak isteriz.
“AB İLERLEME RAPORU YERİNDE SAYIYOR, ‘MADE İN EUROPE’ DÜZENLEMESİNDE İKNA ÇALIŞMASI YAPILMALIDIR”
Avrupa Birliğiyle ilişkiler ve Gümrük Birliği konuları var. En büyük ticaret ortağımız Avrupa Birliği. Hâlâ ithalatımızın ne kadar çoğu Çin'dense ihracatımızın da çok büyük bir kısmı Avrupa Birliği'ne; o yüzden bizim için kıymetli.
AB'nin 2025 İlerleme Raporu'nda bu sorunları açıkça sıralıyor; yani diyor ki: "Gümrük Birliği yükümlülüklerini ihlal eden tarife dışı engeller ve ek vergiler, TAREKS'in ek belge talep etmesi ve ilaçta AB'nin GMP sertifikalarının tanınmaması, Dijital Hizmetler Tüzüğü, Dijital Pazarlar Tüzüğüyle uyum sağlamaması" gibi burada kısıtlı zamandan konuşamayacağımız yükümlülüklerin hâlen daha yerinde saydığını görüyoruz ve bunun bedelini firmalarımız ödemeye devam ediyor. Ama her fırsatta biz "Yüzümüz Avrupa'ya dönük" dememizle, yani "bal bal" diyerek ağız tatlanmıyor ne yazık ki; bu konularda da adımın atılması lazım.
Made in Europe meselesi var; bu konu çok önemli bir konu Türkiye için. Biz Avrupa Birliği'ne tam üye olmamamıza rağmen otuz yıldır Gümrük Birliği'ne tabiyiz; fakat işte bu pandemiden sonra Avrupa üretimde ne kadar geri kaldığını, eksik kaldığını görmesiyle beraber böyle bir regülasyon getirdi. Bu bizim otomotiv sektörümüz için önemli; çelik, alüminyum, çimento, temiz enerji gibi stratejik sektörlerde bu Avrupa menşeli ürünü öne çıkaran yeni bir sanayi politikasına yönelmesi konusunda —yani bu işe girme konusunda— hâlâ çok geç değil. Bildiğim kadarıyla 2027'ye kaldı, 2027'ye uzayacak gibi bunun kararları.
Dolayısıyla burada da bizi dışlamanın maliyetini, istihdama etkilerini, karşılıklı mevcut yükümlülüklerle uyumunu ele almalı ve iknaya uğraşılmalıdır. Fiyat istikrarı, öngörülebilir düzenlemeler, bağımsız yargı —bu çok önemli— ve sözleşme güvenliği yatırım politikasının temelini oluşturma gibi konularda ön almalı ve iknacı bulunmamız lazım.
Tabii bu vize konusu biraz da Dışişleri Bakanlığını ilgilendiren bir konu ama bu tır şoförlerinin yaşadığı konu var biliyorsunuz; özellikle Kapıkule, İpsala ve Hamzabeyli'de kontak kapattılar geçen hafta. Mevcut sorunlar var gümrük ve lojistik sektörüyle ilgili; onlar alakalı da eğer tedbir alabilirseniz.
Kaynak:İSTANBUL SES


