Orhan Sarıbal: Hasat Başladı, Çiftçi Hâlâ Alım Fiyatı Bekliyor
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısına basın özgürlüğü çağrısıyla başladı. Halkın gerçek haber alma hakkı için gazetecilerin sansür ve baskı olmadan, özgürce ve bağımsız biçimde çalışabilmesi gerektiğini vurguladı.
Maltepe’deki bina çökmesine ve Hopa Esenkıyı Tır Parkı’nda Kasım Topaloğlu’nun yaşamını yitirdiği heyelana değinen Sarıbal, hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı, olaylardan etkilenen yurttaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti. “Tesadüfen yaşıyoruz” diyerek insanların yaşamının rastlantılara bırakılamayacağını söyledi.
Kılıçdaroğlu’nun fon krizine ilişkin taleplerini yineledi
Fon krizini “fon yöntemiyle soygun” olarak nitelendiren Sarıbal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk andan itibaren durumu doğru analiz eden açıklamalar yaptığını vurguladı. Kılıçdaroğlu’nun ortaya koyduğu talepleri yineleyerek siyasi ve bürokratik sorumlulukların açığa çıkarılmasını istedi.
Sarıbal, başta Sermaye Piyasası Kurulu olmak üzere denetimden sorumlu bürokratların görevden alınması; 5 milyon TL ve üzerinde para yatırıp Ağustos ve Eylül 2026’da parasını çekenlerin kimlik, unvan ve tutar bilgilerinin açıklanması; bağımsız uzmanların da yer aldığı özel bir komisyon kurulması çağrısında bulundu.
Soruşturmanın örgütlü suç boyutuyla yürütülmesi gerektiğini belirten Sarıbal, “Siz bunu tekil, bireysel asla düşünemezsiniz” dedi. Sürecin birkaç gözaltı ve tutuklamayla kapatılamayacağını, bütün sorumluların ortaya çıkarılması için mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.
Çiftçinin banka borcu 1,5 trilyon TL’yi aştı
Tarımsal üretimin devam etmesinin çiftçinin refah içinde olduğu anlamına gelmediğini belirten Sarıbal, üreticinin artan maliyetler karşısında borçlanarak ayakta kalmaya çalıştığını söyledi. “Bugün çiftçinin borcu kat ve kat artıyor ama çiftçinin geliri artmıyor” diyen Sarıbal, bankalara olan tarımsal kredi borcunun 1,5 trilyon TL’yi aştığına dikkat çekti.
Bu tutarın çiftçinin bütün borçlarını göstermediğini vurgulayan Sarıbal, banka kredilerinin yanında Tarım Kredi Kooperatiflerine, mazot ve gübre tedarikçilerine, ilaç satıcılarına, işçilere ve emekçilere olan borçların da bulunduğunu anlattı. Üreticinin üzerindeki ödeme baskısının yalnızca banka kredi bakiyesi üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Ödeme güçlüğüne ve zamanında ödenemeyerek takibe düşen kredilere de değinen Sarıbal, “Çiftçi elinden geleni yapmaya çalışıyor” dedi. Üreticinin borcunu ödeme çabasına rağmen giderek ağırlaşan bir mali sıkışmayla karşı karşıya kaldığını söyledi.
Çiftçinin üretim sürecinin risklerini üstlendiğini, buna karşılık ne satın aldığı girdilerin ne de ürettiği ürünün fiyatını belirleyebildiğini vurgulayan Sarıbal, şöyle konuştu:
“Mazot, gübre, ilaç, tohum hiçbirinin fiyatını belirleyemiyor. Ürettiği ürünün fiyatını da kendisi belirleyemiyor.”
Alım fiyatlarının ve ödemelerin gecikmesinin bu borç baskısını artırdığını anlatan Sarıbal, nakit ihtiyacı içindeki üreticinin mazot, gübre, kredi ve işçilik borçlarını karşılayabilmek için ürününü düşük fiyatla satmak zorunda kaldığını belirtti. Çiftçinin emeğinin karşılığını alamamasının, bir sonraki üretim dönemine hazırlanmasını da zorlaştırdığını vurguladı.
Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde, tarımsal destekleme programları için bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inden az olamayacağının belirtildiğini hatırlatan Sarıbal, 2026 yılı tarımsal destekleme bütçesindeki 167,6 milyar TL’lik ödeneğin üreticinin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu söyledi. “Bu rakamla hangi sorunu çözebileceksiniz? Bu rakamla hangi tarımsal yapıyı ayağa kaldırabileceksiniz?” diye sordu.
Pancar fabrikaya geldi, fiyat belirsizliği sürüyor
Şeker pancarında sözleşmeli üretim yapılmasına rağmen çiftçinin hasat döneminde alım fiyatını beklediğini belirten Sarıbal, fiyatın üretici ekime başlamadan önce bilinmesi gerektiğini vurguladı. “Şeker pancarı fabrikalara geldi. Ama fiyat yok ortada” diyen Sarıbal, üreticinin ton başına 4.000 TL talebinin karşılanmasını istedi.
Pancarın şeker üretiminin yanında hayvan yemi, sanayi ve toprağın verimini koruyan ürün nöbeti açısından da önemli olduğunu söyleyen Sarıbal, üretimin sürdürülebilmesi için çiftçinin emeğinin karşılığını alması gerektiğini belirtti.
Burdur’da nakliye ücretlerinin maliyetleri karşılamaması nedeniyle taşımanın durdurulmasını da gündeme getiren Sarıbal, nakliyecilerin yüzde 20’lik artışı yetersiz bulduğunu ve yüzde 40–50 düzeyinde artış istediğini aktardı. Mazottaki yıllık fiyat artışının yaklaşık yüzde 70’e ulaştığına işaret ederek, “Mazot yüzde yetmiş artmış. Nakliyeciye yüzde yirmi nasıl olacak?” diye sordu.
Çeltik üreticisinin talebi kilogram başına en az 55 TL
Çeltikte üreticilerin talebi kilogram başına en az 55 TL. Bafra’da 3 Ekim’de yaklaşık 600 traktör ve biçerdöverle düzenlenen eylemde de üreticiler, bu tutarın altındaki bir fiyatın maliyetlerini karşılamayacağını belirterek Toprak Mahsulleri Ofisinin alım fiyatını açıklamasını istedi.
Çeltik üreticisinin alım fiyatı belirsizliğiyle karşı karşıya olduğunu söyleyen Sarıbal, TMO’nun fiyatı bir an önce açıklaması gerektiğini vurguladı. Alım fiyatının gerçek üretim maliyetleriyle birlikte çiftçinin insanca yaşamasını ve gelecek yıl yeniden üretmesini sağlayacak geliri de kapsaması gerektiğini belirtti.
“Tohum toprağa düşmeden bilinen fiyattır” diyen Sarıbal, fiyatın üretime başlamadan önce bilinmesi gerektiğini söyledi. Fiyat ve alım süreci geciktikçe borçlarını ödemek zorunda olan çiftçinin bekleme imkânının daraldığını anlattı. Ürün bedelinin üreticinin bütün yaşamını etkilediğini belirterek, “Çiftçinin yaşamı bu” dedi.
Hasat döneminde ithalat yapılmasına tepki gösteren Sarıbal, Türkiye’nin kendi toprağını, suyunu, üretim bilgisini ve çiftçisini önceleyen bir tarım politikasına ihtiyaç duyduğunu söyledi: “Biz önce elimizdeki bütün kaynakları değerlendirelim. Onları üretime dönüştürelim.”
Kaynak:İSTANBUL SES


